Takva, Arapçada 'korunmak, sakınmak' anlamına gelir. Allah'ın yasaklarından kaçınmak ve emirlerini yerine getirmek suretiyle Allah'ın azabından korunmaktır. Kalbin dürüstlüğü, dilin hassasiyeti ve amelin titizliği — takvanın üç boyutudur.
'Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin; umulur ki korunursunuz.' (Bakara 21) Kur'an, muttakileri (takvalı olanları) dünya ve ahirette en hayırlı mevkide gösterir.
Yalnız Allah'tan korkmak ve yalnız O'ndan ummak. Gizlide ve açıkta aynı olmak. Kalbinde Allah'a karşı bir utanma duygusu taşımak. Haram-helal sınırına dikkat etmek.
Namaz, oruç, zikir ve Kur'an okumak takvanın en önemli beslenme kaynaklarıdır. Şüpheli şeylerden uzak durmak, nefsin isteklerine karşı durmak ve kötü arkadaşlıklardan kaçınmak da önemlidir.
'Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu açar ve onu beklemediği yerden rızıklandırır.' (Talak 2-3) Takva, dünyevi başarıyı da beraberinde getirir.
وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَىٰ
Bakara 197
Azık edinin; azığın en hayırlısı takvadır.
Küfürden uzak durmak. İmanın temel şartlarını yerine getirmek.
Haramlardan ve günahlardan kaçınmak. Farzları eksiksiz yerine getirmek.
Mubahları bile gereksiz yere kullanmaktan kaçınmak, kalbini Allah'tan uzaklaştıracak her şeyden sakınmak. Sahabelerin ve evliyaların mertebesi.
Takwa bukanlah agama ketakutan — melainkan keadaan kesadaran. Kesadaran bahwa 'Allah bersamaku.' Orang yang melakukan kebenaran meskipun tidak ada yang melihat — itulah orang bertakwa. Perasaan ini selaras dengan intuisi moral terdalam umat manusia.