Şefaat ve Görev: Haksızlığın Karşısında Durmak Üzerine Hadisler
Peygamber zulme tanık olduğunda onu elle, dille ya da kalple engellemenin imandan sayıldığını buyurdu. Bu hadis sessizliği bir tercih değil, bilinçli bir ahlaki konum olarak değerlendirir.
Şefaat ve Görev: Haksızlığın Karşısında Durmak Üzerine Hadisler
"İçinizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle — bu ise imanın en zayıf derecesidir."
Bu hadis, sosyal angajman için kademe kademe bir çerçeve çizer. Seyirci kalmak bir seçenek değildir. En az direnen tepki bile — kalben reddediş — aktif bir konumlanmayı gerektirir.
Güce Karşı Hak Söz
Peygamber ayrıca şöyle buyurdu: "En büyük cihad, zalim bir sultan karşısında hak söz söylemektir." Bu ifade dikkat çekicidir. Hak söylemek, silahla savaşmaktan daha yüce tutuldu.
Sebebi açıktır: Zalim güce karşı konuşmak doğrudan risk taşır. Konum, itibar, özgürlük — hatta hayat kaybedilebilir. Sessiz kalmak daha güvenlidir. Konuşmak — bilhassa güvensizken — bir çeşit değere ihtiyaç duyar. Peygamber bu değerin en yüce ifadelerinden biri olduğunu söyledi.
Tanıklık ve Sorumluluk
Modern psikolojide "seyirci etkisi" denen bir olgu var: gruptaki insan sayısı arttıkça, her bireyin müdahale etme olasılığı azalır. Herkes birinin başka birinin zaten harekete geçtiğini varsayar. Sonuç: kimse hareket etmez.
Peygamberî çerçeve bu mantığı tamamen keser. Gördüm ve hareket etmedim, başkaları oradaydı diyemezsiniz. Gördüyseniz, kapasitenize göre tepki verme yükümlülüğünüz var.
Kademeli Tepki
Hadisin hiyerarşisi öğreticidir: el, dil, kalp. Bu kademeleme aynı anda herkesin her zaman en yüksek tepkiyi göstermesini beklemiyor. Kapasite gerçekçi biçimde değerlendiriliyor.
Haksızlığı elle durduramıyor olabilirsiniz — bu gücünüzün kapsamının dışında olabilir. Ama dille konuşabilir misiniz? Hâlâ olmuyorsa — kalben inkâr bile bir ahlaki konumlanmadır; teslim olmuş bir tarafsızlık değil.
Suskunluğun Maliyeti
İbn Kesir şunu kaydetti: Allah bu ümmetin bazılarını diğerlerinin günahları yüzünden cezalandırır; yalnızca kötülük işleyenleri değil, buna güçleri yettiği halde sessiz kalanları da. Kolektif suskunluk toplu hesap gerektirir.
Bu zor bir düşüncedir. Ama belki soruyu sormak değerlidir: Etrafımda gördüğüm haksızlıklar arasında hangilerine gerçekten tepki verdim? Ve hangisinde suskunluğum, en azından zımni bir onay olmak üzere, durumu sürdürmeye hizmet etti?
Bir Son Soru
Şu an gördüğünüz ama yaşanmasına izin verdiğiniz bir haksızlık var mı?
Hangi kapasite — el, dil, kalp — şu anda sizin için gerçekçi?
Sıkça Sorulan Sorular
Haksızlık karşısındaki tutuma dair temel hadis hangisidir?
Peygamber içinizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle; bu ise imanın en zayıf derecesidir buyurdu.
Seyirci kalmak bir seçenek midir?
Hadis, seyirci kalmayı bir seçenek olarak sunamz. En zayıf tepki bile — kalben reddediş — aktif bir konumlanmayı gerektirir. Edilgin tarafsızlık bu çerçevede bulunmaz.
Peygamber gücü olduğu halde zulme susanlara ne derdi?
Peygamber en büyük cihadın zalim bir sultan karşısında hak söz söylemek olduğunu buyurdu. Güce karşı doğruyu konuşmak, silahla savaşmaktan daha yüce sayıldı.