İslamda kader inancı, özgür irade ve tevekkülün anlamı
Kader, Allah'ın geçmiş-gelecek her şeyi bilmesi, yazması ve bunların O'nun ilmi, iradesi ve yaratmasıyla gerçekleşmesidir. 'Levh-i Mahfuz'da her şey yazılıdır.
Kader inancı, insanın özgür iradesini ortadan kaldırmaz. Allah, insanın ne seçeceğini önceden bilir — ama bu bilgi, insanın tercihini zorunlu kılmaz. İnsan kendi iradesini kullanır, Allah da bu iradeye göre sonucu yaratır.
Musibetlere sabır kazandırır. Başarılarda kibri engeller (şükür kapısı açılır). Geçmişe pişmanlık ve geleceğe aşırı kaygıyı azaltır. 'Allah'ın bilgisi dışında hiçbir şey olmaz' güveni verir.
İlim (Allah her şeyi bilir), Kitabet (Levh-i Mahfuz'a yazılmıştır), İrade (Allah diler), Halk (Allah yaratır). Bu dört mertebe kaderin temel taşlarıdır.
مَا أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِي كِتَابٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَا
Hadid 22
Anlamı: Yeryüzünde olan veya sizin başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın.
Kader inancı, determinizm değildir. 'Her şey yazılı, ben ne yaparsam yapayım' diye düşünen yanılıyor. Allah'ın bildiklerini değil, bizim seçeceklerimizi bilmesi, bizi sorumlu kılar. Sorumluluk; özgürlüğün, özgürlük de anlamın kanıtıdır.